Biraz da koyun gibi bakın şu hayata.


Şubat 18, 2011

Uçtum! Şahitlerim Var!




Ooooo kim yazmış bak bak dediğinizi duydum. Evet bayağı bir zaman sonra tekrar geldik wonderlande. Başlayalım hemen.

*Yazmadığım aylar çerçevesinde bir çok olumsuz birkaç olumlu şey yaşadım. Şimdi olumsuzları anlatacağımı sanmayın. Olumlular yeter bize hüzne ne gerek var di mi ama?

*En güzel şey yılbaşı oldu. Sevgilimle beraber yılbaşını teyzemlerde geçirdik. Oldukça keyifli 2 gündü. Ama sadece 2 gün.

*İş arama çabalarım tam gaz devam etmekte. Bir yandan da bu dönem kalan 2 dersimi halletmekle meşgul olmaya başlayacağım. İzmir'e döndüğüm 6 ay içerisinde gerçekten aileyle yaşamanın artık bana ağır geldiğini fazlasıyla anladım. Buna ek olarak burada çalışabileceğim alanların da kısıtlı olduğunu ve de o alanlarda da "dayı"sız varolunmadığı gerçeğini de kabullendim. Ankara'ya dönmeli, orda çalışmalı, orda yaşamalı.

*Babamla şu sıralar yıkama yağlama pozundayız. Ankara'ya gidiş gelişlerim olacağı için buna mecburum. Yoluma taş gözüme yaş istemem artık.

*Kör cenabet Finansbank'ın sınavına girdim. Altı üstü gişe için yaptıkları üstün zeka sorulu! sınavlarını gayet iyi atlattım velakin hiçbir açıklama yapmadan "olumsuz cevap" iletisini bana mailimden değil de yenibiris.com'dan gönderme kalitesizliğinde bulundular. İnsan kaynakları konusunda kıt zekaya sahip olduklarını düşünmekteyim. Bir banka olarak gelebilecekleri en üst seviye şu an bulundukları yerdir daha üstü asla olamaz.

*Futbol delisi bir insan olarak artık La Liga ve Şampiyonlar Ligi harici maçları izlemiyorum. Süper Lig umutsuz vaka. Hele de Galatasaray'ın şu haliyle çekilir gibi değil.

*Futbol demişken bu haftaki derbinin galibinin Fenerbahçe olacağını düşünmekteyim. Ne kadar sevmesem de kendilerini içime doğdu işte.

*28 Şubat'ta Ankaraya gidiyorum sonunda. Bir aksilik çıkmazsa da 6 Mart'a kadar oradayım. Hiçbir şehri böylesine özlememiştim.

*Sevgililer günü denen zımbırtı da geldi geçti çok şükür. Kutlamadık biz, hatta kutlamak isteyen sevgilime öküzce çıkıştığım da oldu. Anlamsız günleri sevemiyorum.

*Sevgililer gününden daha önemlisi bizim yıldönümümüzdü. Zira 14 ay oldu şubat ayı itibariyle. ( Bir maşallah alayım )

*Ha bu arada doğumgünümde geldi geçti. Geçen sene coşkuyla kutlanan doğumgünüm bu sene facebookun hatırlatması harici pek kimsenin aklına gelmedi. Bir zamanlar oldukça yakın olan arkadaşlarımın bile. Dokundu mu? Hayır, umursamadım.


Hoh aklımdakilerin hepsini yazdım sanırsam. Bugünlük bu kadar olsun. Bir daha böyle uzun bir ara vermeden yazmalı. Hava güneşli, otlar güzel, ben giderim. Şen kalın.



Ekim 14, 2010

Eşekten Düştüm, Kalkamıyorum



Bu defa bayağı ara verdim. Evelemeden gevelemeden yazmaya başlayayım.

*Yazokulunun sonu hüsranla bitti. Mezun olcam diye hırpalasam da kendimi olmayınca olmuyormuş. 2 ders yüzünden diplomamı 2011 Haziran'ında alıyorum. Burdan Filiz Elmas ve de Hakan Naim Ardor'a yürekten (!) sevgilerimi yolluyorum.

*Okul bitmedi ama Ankara'da da kalamadım. Dersler 2. dönem dersi olduğu için İzmir yolu göründü. Hapishaneme döndüm. 5 sene aileden uzak kendi başıma yaşamaya alışmışım çok fena. Her şey farklı geliyor şimdi. Her şey için izin al yok hesap ver falan. Yok böyle olmayacak dönmek lazım. Dönmek için de biraz sabır lazım. Sabrı bekliyorum.

*Sevdicekle aramıza yollar girdi. En yakın arkadaşım, dostum uzakta şimdi. Her şeyi onunla yapmaya o kadar alışmışım ki tek başıma bir şey yapmaya korkuyorum. Derdimi sıkıntımı anında anlatmaya o kadar alışmışım ki bir saniye beklemek bile zor geliyor. Telefon, msn filan yetersiz kalıyor çoğu zaman. Eşekten düşmüşe dönmek deniyor bu halime.

*Geçen hafta 46. Ulusal Psikiyatri Kongresi'nde çalıştım. Kongrenin bana maliyeti; sürekli topuklu ayakkabı giymekten şişen ayaklar, tuvalete düşen bir telefon, 5 saatlik uykunun neticesinde oluşan feci yorgunluk oldu. Çok güzel insanlarla tanıştım ama orası ayrı bir konu. Bir de gördüm ki mümessiler doktorlardan daha kaprisli. Ego tatmini sorunu yaşıyorlar, yazık.

*Babamla konuşmuyorum, uzunca bir müddet de konuşmayı düşünmüyorum. Hatasını anlamak yerine ayrımcılık politikasını uygulaması bu kararımın ne kadar doğru olduğunu ispatladı. Evdeki en büyük stresim kendisidir.

*Arkadaşımın düğününe gidemiyorum. İzmir'den Ankara'ya gitmemin bu kadar zor olacağını düşünmüyordum gerçekten.

Böyleyken böyle. Anlayacağınız bu koyunda durumlar iyi değil son zamanlarda. Gidip otlanmam gerek. Hadi esen kalın.

Ekim 11, 2010

Aslında




Bıçağın kemiğe dayandığı yerde susmalısın...


Canın ne kadar yanarsa yansın, ne yana dönersen dön yalnızsın aslında...

Bil ve kabul et, hepsi bu.




Temmuz 24, 2010

O İş Öyle Değil -2-


Uzun zaman oldu, yazalım bi.

* Mezun olma derdindeyim bu sıralar. 2 dersi yazokulunda alıyorum 1 dersi de telafi sınavıyla halletmeye çalışıyorum. Bir an evvel şu aptal okuldan kurtulmanın vaktidir artık.

* En yakın arkadaşım dediğim arkadaşla koptuk tamamen. Hatta çok komik bir şey oldu hani msnde yazmazsın engellersin sms atmazsın aramazsın falan da facebooktan niye pat diye silersin? Komik, yani ben çok güldüm buna bi yandan da üzüldüm. Hanımefendinin içine oturdu o beni facebooktan silince mesaj ya da mail atıp nedenini sormayışım ki mail attı. Böyle de böyle işte sen şöyle yaptın böyle yaptın falan feşmekan. Meğersem girip benim hesaptan özel mesajlarımı falan okumuş facebookta, onun arkdasından konuşmuşmuşum. Onda kalan eşyalarımı toparlayıp yurttaki yatağımın üstüne bıraktığı an bitti o benim için, bunu anlayamamış :) O'na O'nun gibi cevap yazdım olay bitti. İnsan çok üzülüyor, 5 sene verdim ben ona. Neler yapmadım ki. Okuldaki ilk 2 senem sırf o yalnız kalmasın sıkılıyor yok üzülmesin falan diye onunla beraber onun derslerine girmekle geçti. Arkadaşlarımdan soyutladım kendimi kimseyle muhatap olmadım ki hanımefendi kıskanıp başımın etini yiyordu. Sevgiliden beter bir arkadaşımdı kısacası :) Bir güne bir gün demedim ki sen böylesin,busun,şusun,yeter bırak beni,sıkıldım,haksızsın vs... Ben bu kadar kendimi köreltmişken karşı taraf için ne mutluluğumun ne de benliğimin önemi olmadığını 7 ay önce öğrenmiştim aslında. Ama yine de olsundu, o benim en yakın (!) arkadaşımdı, dostumdu. Kaçınılmaz sonu yaşadık. Şundan 8 ay önce olsaydı bu durum nefes alamazdım sanırsam. Ama şimdi o kadar da umurumda değil. Üzüldüğüm tek şey zamanında umursamayıp onun için konuşmadığım insanlar. Yazık etmişim.

* Mezun oluyomuş gibi iş aramaya başladım yine. Allah'tan umut kesilmez. Di mi?

* Kpss'ye de girdim. "0" çalışmanın sonucu ne olacak merakla beklemekteyim.

* Yeni bir blog açmayı düşünüyorum. İlerde güzel bir proje olucak. Weyit en si :)

* Hazırlık maçında da karşımıza bunlar çıktı ve biz yine iyi oynayıp gol atamadık iyi mi? İlk defa bir yenilgiye üzülmedim ama alışkanlık değil sakın öyle anlamayın! Hazırlık maçı ya umursamadım :P

* Referandum yaklaşıyor. Evet'ler, Hayır'lar havada uçuşuyor. Bıdı bıdı bıdı işte bu yüzden evet dicem sen de de! Bıdı bıdı bıdı işte bu yüzden hayır dicem sen de de! Fikrin neyse zikrin o olsun kardeşim, lafa söze gelme. Ha bi de hiç konuşmam bu konularda ama darbeciler bu ülkede hiçbir zaman yargılanmayacak. Bu böyle.

* Tatil bu sene de hayal oldu. 2011'in yazına hazırladık eşyaları. Çok heyyycanlıyız.

* Bir zamanlar "canım,gülüm,bebeğim,meleğim,fındığım,fıstığım" diyipte sonradan sesleri kesilen insanlara kocaman selamlar olsun! Yalan oldunuz.

* Lunapark hastası bir insan olarak en tehlikeli oyuncaklara binmekten çok hoşlanırım. Sevdiceği de kendime benzettim :) En son yeni bir oyuncak gelmiş Gençlik Parkı'na, tekrar tekrar binip durduk :) Çok seviyorum böyle her şeyi beraber yapmayı,benim yanımda olmasını :) ( Maşallah diyin )

* Friendfeedi boşladım,girecek feed bulamıyorum artık fazlasıyla soğudum sanırsam. Gereksiz o kadar insan var ki ve de bir o kadar gereksiz feed açıyorlar ki uzaklaşmamak elde değil.

* 26 Haziran'da teyzem evlendi. İlk defa önplanda olduğum bir düğündü,nedimeydim :) Gelin çiçeğini de kaptım bu arada :D Babamın bakışlar görülmeye değerdi :))

Aklıma başka yazacak bi şey gelmiyo,bu kadarcık olsun şimdilik. Yakın zamanda görüşücez diyeyim de söz vereyim ne olur ne olmaz. Otlanma vaktidir bu koyunun,hoş beş kalın.

Haziran 11, 2010

O İş Öyle Değil





Epey ara vermişim yazmaya, bi şeyler yazmanın vakti gelmiş artıkın. Başlayalım.

*Öncelikle geçen zaman diliminde olan olayları hatırlayalım, aktaralım.


*1 aylık bir iş serüvenim oldu. Esenboğa’da Duty Free de çalıştım efenim. Şu an işsizim. İş arıyorum. Acil durum var. Bakalım bekleyip neler görücez. Sıkıntı beni bekler.

*Mezuniyet zımbırtılarını atlattım. Kep töreni şeysi oldu. Sevdicek ve annesi geldi sağolsunlar, yalnız kalmadım. Güzel bir gün oldu, müteşekkirim kendilerine.


*Finallerle boğuşmaya başladım ve dün bitirdim. Finaller bitti ama okul bitmedi hemen mezun oldun aa negzel tebrikler falan demeyin! Ağustosu bekliyoruz bakalım bu nalet okuldan kurtulabilecek miyim?


*Eve dönüş yolu göründü bana. 22 Haziran gibi dönüyorum İzmir’e. Nalet gelsin e mi?


*Geçen zaman içinde babamla tartıştım bol bol, yoruldum. Arkadaşlarıma tartıştım bol bol, yoruldum. Çok yorgunum anlaşıldığı üzere.


*Sosyallik mi? Ne sosyalliği? Sosyallik ne arar la çalışan insanda? durumu mevcut idi bir ay şükür kendime geliyorum artıkın oh mis.

*İş hayatından notları bir ara toparlayıp yazıcam unutturmayın lütfen.


*Amasra mı, Efes Pilsen One Love Festival mi?


*Kpss çalışmalarına başlancak haftaya bakalım ne yapcaz bu salak sınavda.

*Fal baktırdım yurttaki kızlardan birine. Önümde büsürü engel varmış baya uzun zaman alcakmış bu engelleri aşmam ama sonunda uzun bir yol varmış. Uzak bi yerde çalışcakmışım, gemi falan göründü deniz kenarı bir yer imiş. Bayrak gördü kendisi, devlet işine atanma anlamına geliyomuş. Buna inanmam işte :D Kıskanan bi karı varmış beni, 3 defa çıktı. Fare imiş kendileri. Bulsam azını burnunu kırıcam. Sonracığıma, ayın 10u ya da 10. ayda sevindirici bir haber alcakmışım böyle göklere uçucakmışım. Bu kadar. Saçma di mi?

*Sevdiceğin annesi de fal baktırmış bak 2011in sonunda evleniyomuş kendisi, benle :D Kimseye söz vermeyin lütfen!

*Dünya Kupası başlıyor. İzlemeliyim! İzlemelisiniz!


Düşünüyorum düşünüyorum düşünüyorum, sanırım daha bişi kalmadı yazacak. Şimdilik bunu okuyun geçin de yakında daha hoş bi şekilde görüşücez :) Hadin öğlen oldu koşup otlakta kendime güzel bir yer bulmam lazım yoksa yiyorlar bütün taze otları zalımlar. Teyk keyr!

Nisan 07, 2010

Saçtık Seçtik




* Uzun ara verdik olmadı. Bi daha ara uzatmak yok, söz.

* Vizeler başladı, dert başladı anacım. Baharın rehaveti, son senenin stresi derken sınavlara çalışasım hiç yok. 2 tanesini atlattım da bakalım kalan 4 nasıl olcak. Veyit en sii modundayız cümbür cemaat.

* Sevdiceğime "Doping" in tanıtım paketi geldi. Oldum olası hediye paketi açmayı çok severim hediye candır :) Hemen açıverdim tabi, bir adet tencere kapağı, bir paket türk kahvesi, bir adet zımba, bir adet saat, bir kutu tütsü, bir adet vazelin ve de bir adet cd çıkıverdi içinden. Hemen saat ve zımbayı kapıverdim. Şimdi ben blogger sayılmıyorum ya hani yeniyim ya bana hiç böyle bi şey gelmedi daha ondan heyecan yaptım sevdicek de güldü:D Neysem güzel bir şeye benziyor bu doping, hızlı bir internete neler verilmezki! 6 aylık tanıtım paketi de hediye. Oh mis. Denemek gerek. (Nalet gelsin ttnet sana bu arada)

* Sinemayı sık ziyaret eder olduk. Gitmediğimiz film kalmadı be. Bu izleyip de beğendiğimiz filmlerden biri için yazı yazıcam ahdım var, ilerleyen günlerde okuceksiniz. Yarın da gidiyoruz yine. Dr. Parnassus bizi bekler.

* 5 senedir Ankara'dayım her sene bu aylar benim annemi özleme aylarım olmuştur. Yine çok özledim ve de haftaya perşembe gidiyorum. Budefa her sene kaçırdığım İzmir Kitap Fuarı'na da yetişiyorum. Daha ne olsun.

* Koskoca 4 ay... Mutlulukla dolu üzüldüğüm bir günü bile hatırlamıyorum...

* Mezuniyet balosu tahmin ettiğim üzere Swissotel'de yapılıyor. Herkese iyi eğlenceler.

* Annemle sevdiceği tanıştırıcam kep töreni şeysinde. Bakalım nasıl olcak heyecan doluyum!

* İş arıyorum. İş arıyorum. İş arıyorum. İnanıyorum bulucam. Bulucam di mi?

* Hava dengesiz. Hasta olucak gibiyim. Gidip dondurulmuş otlarımı mikrodalgaya atiim de yiyeyim. Hoş kalın efenim.

Mart 16, 2010

Ben Demedim O Dedi


*Uzunca bir aradan sonra hasretlen yazıyorum. Efsane geri döndü.

*Acer'ın sorumsuzluğu nedeniyle 2,5 aydır tamirde olan bilgisayarıma dün kavuştum. O kadar aramanın sonucunu aldık sanırım. Bir firmanın bu kadar duyarsız olması adamı çileden çıkarıyor. Düşünün ki benim gibi bir koyun nasıl çileden çıkmasın!

*Bütün işlerimle bu zamana kadar kendim ilgilenmek zorunda kalırdım. Di'li geçmiş zamanda kaldı. Her sorunda, her anımda yalnız değilim artık, benden çok ilgilenen sevdiceğim var. Burdan sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum kendisine.

*İnternetle haşır neşirliğe ara verdiğim bu 2,5 ayda naptım diye soracaksınız biliyorum ama bir farklılık olmadı. Hayat aynen aktı. Velakin arkadaşlarımla aramda iletişim kopukluğu oldu o kadar.

*Mezuniyet yaklaşınca korku daha bir tırmanıyor bedenime. Çabuk bitmedi mi yahu?

*En yakın arkadaşımı çok ihmal ettim son zamanlarda. Dün karşılıklı ağlayınca anladım. Özür dilerim dostum...

*Mezuniyet gecesine gitmemeye karar verdim. Hiç umurum değil. Sevmediğim insanlarla bir arada olmak canımı sıkmaktan başka hiçbir şeye yaramaz.

*Farkettim ki arkadaşlarımla aramdaki iletişimsizlik nedeniyle bir çok gelişmeden habersiz kalmışım. Ve nedense ben sormadan hiçbir şey öğrenemiyorum. Canımı sıkıyor mu bu durum? Evet.

*Dönem başladı başlayalı bir derse bile girmedim. 2 hafta sonra vizeler var. Geçer miyim? Bu seneye kadar nasıl geldi ya bu koyuncuk:)

*Hayallerim sonsuz. Gün geçtikçe bir yenisini ekliyorum. Gerçekten yaşıyorum ben artık. Evet. Aferim bana.

*Neysem birden pöykürdüm içimden kaçanları. Bahar geldi velakin otlarda bi gelişme yok. Stoktaki otcuklarımı yemeye gideyim ben artık. Hev e nays dey.